ALTILI GANYANIN PÜF NOKTALARI

ALTILIYI YAKALAMANIN PÜF NOKTALARI

1)ATIN FORMU:

 

**Bir yarış atının kazanabilmesi için en önemli faktör formudur…

Atın formu demek, son 5 yarışındaki totosu değildir…

İçinde yarışların cazibesini oluşturan bir gizlilik vardır…

 Mesela bir atın form durumu iyidir ancak görünüşe göre son yarışlarında bir düşüş içerisindedir.

 Bu durumun nedeni çok sert gruplarda koştuğu için, aleyhine pist veya mesafede koştuğu için, farklı şehirde koştuğu yarışta pisti yadırgadığı için, yanlış taktikle koşturulduğu için, jokeyiyle uyum sağlayamadığı için veya rakiplerine göre dezavantajlı sikletle koştuğu için formu düşüş içindeymiş gibi gözükebilir…

Hatta diğerlerine göre az ihtimal olsa da, birkaç yarış ard arda yol bulma sorunu veya faule maruz kalma sorunu yaşadığı için de olabilir…

Bu saydığım olumsuz durumların herhangi birisinde değişiklik olduğu zaman; safkan koşuyu kazanarak, süprize imza atabilir…

Bundan dolayı safkan kendi grubunda koştuğunda, lehine pist mesafe ve şehri bulduğunda, uygun sikletle – uyum sağlayabileceği jokeyle koşturulduğunda; aslında formunda bir düşüş olmadığını kanıtlayabilir…

 

**atın formuyla ilgili insanları en çok yanıltan durum; kaliteli bir atın uygun bir grupta koşmasıdır…

Burada diğer bir durum devreye girer; atın galopları… Eğer atın galopları iyi değilse, ne kadar kaliteli olursa olsun tek atılmamalı…
Örneğin
MERKÜR’ün 08.09.2007 tarihindeki yarışında büyük favori çıkması ve çok kötü bir performans sergileyip; kendisine güvenenlerin kuponlarını yatırması…
 

2)GALOP:

 

** Galop çalışmasıyla ilgili iki yanlış profil vardır; ilki sadece galop derecelerine göre altılı şablonunu oluşturan yarış severler. İkincisi de, galop dereceleriyle hiç ilgilenmeyen yarış severler…

İkisi de altılı ganyanı yakalayabilmek için doğru bir hareket değildir.

Altılıya henüz yeni başlayan insanlar, eğer iyi bir galop yapmış atın kazandığına şahit olmuşsa; daima iyi galop yapan atların kazanacağına inanır…

Oysa durum çok farklıdır…

İnsanlar, bültenler gibi her ata kendince puan vermeli…

Örneğin, ilk şans verdiğim safkan MIA SU, ikinci şans verdiğim safkan EBRUHANIM, üçüncü şans verdiğim ise FOR SALE gibi…

Bu puanları kendinizce verirken şunu düşünerek verin;

Yarış maiden, formsuz atlar, kim geleceğini bulmak çok zor; atın galobuna bakarsınız, en iyi galobu yapan ata fazla önem verebilirsiniz…

Ancak kalite safkanların mücadele edeceği Açık yarışta atların galobuna bir önceki duruma göre daha az önem vermelisiniz, ne de olsa kendilerini ispatlamış isimler olur…

Eğer kalite safkan uzun süre start almamışsa, galobunu fazlaca dikkate almalısınız veya eski formunu bulamadıysa, ne zaman çıkışa geçeceği belli olmadığı için galoplarını fazlaca dikkate alabilirsiniz…

Sonuç olarak galop her yarışta aynı değeri ifade etmez!

**galop değerlendirmesinde dikkate değer bir diğer husus ise birkaç çim yarışı koşmuş tayın ilk koşacağı kum yarışında nasıl koşabileceğini açıkça belli etmesidir…

Çünkü galoplar kumda yapılır, güzel galop yapmasına rağmen bir türlü başarılı olamayan bir safkan varsa, bilin ki kumda koşacağı yarışta çok şanslıdır…

Örneğin, ALAYEL’in koştuğu ilk kum yarışını kazanması gibi…

** galoplar da dikkat edilmesi gerekilen en son konu ise; safkanların yarış stilidir…

Bazı safkanlar koşu stili icabı kolay tempoda giderler, bazıları ise teşvikle giderler…

Mesela YEZDAN stilinden dolayı galoplarında rahat ve çok rahat ibareleri geçerken, CANKARTAL gibi teşvikle giden bir safkanın galobunda ise çalışarak ibaresi geçer… İşte burada atların koşu stilini bilmeyen insanlar yanılgıya düşerler…

Hatta buna şu eklemeyi de yapabiliriz, bazı safkanlar çok kötü galop yapmalarına rağmen; yarışlarında çok farklı koşarlar, örneğin CANSES gibi… Bazı safkanlar da vardır ki; mükemmel galoplar yapmalarına rağmen, yarışlarında fazlaca başarı gösteremezler IŞIKBEY gibi…

Sonuç olarak tek başına galobu değerlendirmek doğru olmaz, nerde ne şekilde kullanmayı ve atların yarış karakterlerini iyi bilmek gerekir…

  

3) PİST ve MESAFEDEKİ DERECELERİN ÖNEMİ:

 

**Aslında insanların en çok kullandığı sistemdir…

Çoğunlukla yalnızca bunu dikkate alarak altılı yapıldığı için yanlış yapılmış olunuyor…

İki atın yaptığı dereceyi kıyaslamak o kadar kolay değildir…

Gazeteyi elinize alıp, bu at şu dereceyi yapmış, diğeri de bunu yapmış, bu tek olur demek saçmadır…

Yarıştaki dereceleri kıyaslayabilmeniz için yarışı izlemeniz gerekir, yarış hızlı tempoda geçilmiş olabilir, yavaş tempoda de geçilmiş olabilir…

Çim pistin durumu, koştukları şehir farklı olabilir…

İki dereceyi kıyaslarken, en sağlıklı tespiti yapmanız için derecelerin aynı günde olmaları gerekir…

Örneğin; TONY MONTANA 1200çimi aynı günde 1.12yapmışken, ACTION MAX 1.10 yapmıştı… bu da ACTION MAX’ın TONY MONTANA’yı geçeceğini gösterir, ki geçti zaten…

Çim pistin ölçümü aynı gözükse de, bazen dereceler günlere göre çok farklı çıkabiliyor…

Ben derecelere bakarken o kadar ayrıntıya girerim ki, aynı gün yapılmış iki dereceyi kıyaslarken; birbirleriyle aralarındaki saat farkına bile bakarım…

Nasıl mı?

1.koşuda maiden’da koşan bir tay, 1200çimi 1.14 yaparak kazanmıştır…

9.koşuda maiden’da koşan bir tay da, 1200çimi 1.14 yaparak kazanmıştır…

Ancak bir gün önceden yağmur yağdığı için çim pist biraz ağırdır, ölçümler saat 12de yapılmıştır, 1.koşu saat 13.30da koşarken, 9.koşu saat 17.30da koşulmuştur…

O günde hava günlük güneşlikse, 4saat içerisinde çim pist daha da kurumuştur ve ilerleyen her dakikada daha iyi derece çıkmaktadır…

bu da 1.koşuda koşan tayın, daha sonra koşacağı şartlı koşuda; 9.koşuda koşan tayı geçmesi gerekir dereceye göre…

Çok ayrıntılı bir durumdur, ancak şeytan ayrıntıda gizlidir…

Hiç sanmadığınız bir koşu hayatınızı değiştirebilir, küçücük bir hatanızda bile çok büyük ikramiyeler kaçırabilirsiniz, bundan dolayı aklınızı her türlü ihtimale açık tutmanız gerekir bu örnekteki gibi…

Özellikle taylarda dereceleri dikkate almanızı tavsiye ederim…

  

4)YARIŞIN GİDİŞ HATTI ve ATIN KOŞU STİLİ…

 

Bir yarışın nasıl gideceğini, kimin bekleme yarışı yapacağını, kimin kaçacağını bilmiyorsanız; o yarıştan çekinmeniz gerekir. Her hangi bir safkanın yarıştan çıkarılması bile sonucu doğrudan etkilediğine göre; yarışın gidiş hattını az çok bilmelisiniz…

Mesela AYABAKAN’ı geçen ÇELİKKAN ile, RİBELLA’yı geçen DELFİNA’yı hiç kimse unutamaz!
Bu iki safkanın da kazanabileceğinin ihtimalini yarışın gidiş hattını bilmeyen hiç kimse iddia edemez. Çünkü ne galopdan, ne dereceden, ne orijininden açıklanması mümkün değildir!

Tek bir nedeni vardır; o da önde bom boş kalacağından dolayıdır…

Yüzlerce safkanın koşu stilini bilmek elbette kolay değildir, bunun için yıllarca aralıksız bir şekilde yarışları takip etmeniz gerekir, sadece tabelaya giren safkanları değil, yarış içerisinde olan tüm safkanları dikkatlice takip etmek gerekir… 

Bazı yarış stillerinin adeta adını alacak kadar ünlenen safkanlarla şu şekilde örneklendirilebilinir;

 

ARMEN: çok süratli olan bu safkanın yanında bir başka kaçak at daha varsa başarısız olur, eğer önüne bir safkan geçebilirse; yarışa küser ve tabela dışı tamamlar…

Ancak önde boş kaldığı zamanda, POPULAR DEMAND ve GRAND EKINOKS gibi safkanlara uzak çekebilecek kadar tehlikeli olur…

 

CENTAUR: çok süratli bir isim olmasına rağmen, her hangi bir kaçak atın olması etkilemez… Önünde kaçan atlardan bir müddet sonra liderliği alır, fark yapar, temposu düştüğü zaman yanına bir at gelirse tekrar arttırır ve yarışı kazanır…

 

GOLD FOR LADY: çok değişik stili olan bir safkandır, bu stilde olan çok az safkan vardır… En yakın benzeri Taojan prenses olabilir… Bu safkan, önde yarışı forse eder, son 600de temposu düşerek geriler, ancak tekrar yarışa başlamış gibi sprinte kalkar ve yarışı kazanır…

 

SABIRLI: süratli geçen yarışlarda grubun gerisinde teşvikle gider, son 400 dönüldüğünde sanki başka bir safkana bürünmüş gibi çok güzel sprint atarak yarışı kazanır…

 

Start verildikten sonra at kaçar mı, geç mi çıkar, ortalardan mı takip eder, bunların hepsi önce atların stilleriyle alakalıdır...

 Ancak at sahibinin taktiği veya jokeyin inisiyatifine göre değişkenlik gösterebilir…

  

Örneğin; devamlı aynı rakiplerini geride bırakan INSPECTOR, bir diğer kaçak at olan TAMPICO’nun da gruba dâhil olmasından dolayı önde istediği tempoyu bulamayıp, daha önce birkaç defa geçtiği rakibi SALVATORE’ye geçilmişti…

veya yarışın favorisi sprinter bir at olmasına rağmen, yarışta kaçak atların olmaması, sprinter olan favorinin şansını bir anda düşürür…

Çünkü sprint atan at, genellikle grubun gerisinden takip eder…

yarış ağır tempoda gittiği zamanda arka tarafta beklerse; önden giden atın temposu düşmeyeceği için attığı sprint fazla işe yaramaz…

 

Örneğin; 18.08.2007 tarihinde KINGS DAUGHTER rölanti bir şekilde giden yarışta koşuyu forse etmişti ve o gün kendisinden daha iyi performansa sahip olan SOLFEJ SON’ı yarışın gidiş hattından dolayı geride bırakmıştı… Eğer yarışı süratlendirecek tek bir safkan bile olsaydı; SOLFEJ SON rahatlıkla birinci olabilirdi… 

 

5)JOKEY

 

**her ne kadar atın üstüne oyunlarımızı kursak ta, sonuçta bunları kullanan bir jokey vardır… Bu da altılı ganyanımızı çok büyük oranda etkiliyor…

Özellikle formda olan jokeylere, formda olduğu şehirlerde şans verin…

İlginç bir istatistikî bilgisi vermek istiyorum; 2007 yılının belli bir döneminde Ç.OK BURSA’da jokeylerin yüzde 80ninden daha fazla yarış kazanmasına rağmen, İSTANBUL’da 90defa bindiği atlardan yalnızca 1 tanesini birinci yapabilmiş…

Nasıl ki bazı safkanlar bazı şehirlerde çok başarılıysa, jokeylerde de aynı durum söz konusudur…
Adanada A.BİRDAL, Bursada M.GÜNDÜZELİ gibi…

Y.AKAĞAÇ: formda olduğu zaman açık yarışlarda sürpriz yapmak dâhil bir çok yarış kazanır, ancak formsuz olduğu zaman gelebilecek atı bile getiremez… 

S.BOYRAZ: Yarış severlerin en çok antipati beslediği jokey olmasına rağmen, bazen çok güzel yarışlar sergileyebiliyor… 15 ağustos 2007 tarihinde HİCRAN’ı geçebilmek için ÇAĞAN’la verdiği mücadele aklımdan çıkmıyor, hayran kalmıştım… Ancak aynı hırs ve çabayla istikrar sağlayamıyor…

F.ÇAKAR:  en beğendiğim jokeylerden birisi… Mükemmel at sürüşüyle insanda hayranlık bırakıyor… Atı bisiklet sürermişçesine yön verebiliyor, çok hâkim bir duruşu var… 25ekim 2003 tarihinde, ağır çimde, 1200mesafede, Türkiye’nin teki olan AKINDAYIM’ı, FLIERS FANTASY’e binerek mağlup ettiği yarış; ayakta alkışlanacak bir sürüştü… Ve ne Türkiye’de, ne de başka bir ülkedeki jokeyler bahsettiğim yarışı kazanamazdı…

Bu jokeyin, eksi tarafı ise; bekleme yarışı yaptığı zaman aşırıya kaçmasıdır. Ayrıca süratli safkanlara en iyi binen jokeydir… 

S.KAYA: Karataşla girdiği hırstan dolayı zaman zaman çok başarısız olarak, birçok yarış severi mağdur etti… Ancak jokeylik bakımından kalitesi tartışılmaz, koşu stilini değiştirip, artık safkana daha yakın sürerek kendisini rüzgârdan kurtarmaya başladı…

2002 yılındaki Cumhuriyet Kupası Koşusunda kendi atları olan YAVUZCA’yı, TAMERİNOĞLU’yla geçerek çok büyük sempati toplamıştı, daha sonra da Enternasyonal koşuda birinci olan Sabırlı’nın jokeyi Karataş’ı ilk tebrik eden kişi olarak, yarış severlerin tekrar sempatisini topladı…

Daha çok öndeki atlara avans vermeyi sevmeyen bir stili olan bu jokey, birinci olmadığı sürece atı kolay kolay tabelaya sokmaya çalışmaz… Bahis oynayanlarda bundan dolayı mağdur olurlar…

E.YAVUZ: ata fazla kırbaç vurmayan, genellikle tutarak getirmekten yana olan bir jokey… Teşvikle gitmeyi seven atlara kesinlikle binemez… 

KARATAŞ: söylenecek söz yok… Bu işin piri…

Gökhan KOCAKAYA ile Gökhan GÖKÇE: İki genç jokeyi birbirinden ayıramıyorum, gerçekten mükemmel ata biniş tarzlarıyla gün geçtikçe daha da başarılı oluyorlar. Çok yakında Karataş ile Selim Kaya’nın tahtlarını alacaklar…
 

Jokeyleri iyi tanımak, sürüş stilleriyle, bindikleri atın stilini bilmek sizlere faydalı olacaktır…

 

6) ORİJİN

 

** genellikle tay yarışlarında bizlere faydalı olan kısımdır...

ilk defa koşacak olan bir tayın nasıl koşabileceğini, o tayın annesine, babasına, kardeşlerine bakarak bir nevi bulabiliriz...

Bazı atlar kısa mesafeyi, bazı atlar uzun mesafeyi başarılı koşabilirler, bunlar dozaj sisteminde sunulmuştur, ancak kesinliği yoktur...

** ilk defa koşacak olan tayların dışında, koşan tayların ilk uzun mesafeli yarışlarında başarılı olup olamayacağı kestirilebilir... Veya pist değişikliğinden olumlu veya olumsuz etkilenebileceği kestirilebilir...

  

7)ALTILIYI KURMAK:

 

**aslında işin can alıcı kısmı burasıdır…

Siz her ayakta gelecek atı bulabilirsiniz, ancak altılınızı kuramazsanız; hepsi boşa gider ve altılıyı yakalayamamış olursunuz…

 

** öncelikle altılının kalbini bulun, hangi koşu altılının kaderini değiştirir?

eğer altılının kaderini değiştirecek koşunun ikramiyesi düşükse; o koşuyu tüm türkiye gibi tek atmayın, süpriz bekleyin...

** Seyir keyfi yüksek yarışları genellikle birinci ayak ile dördüncü ayağa koyarlar, birinci ayakta olmasının sebebi; altılı ganyanın tevzisini arttırmaktır...

Dördüncü ayağa konulmasının sebebi ise; o koşuya kadar ganyan oyunlarınızın yatması halinde, beşli ganyan, dörtlü ganyan veya üçlü ganyan oynamanız için teşviktir…

** kaliteli atların koştuğu programda, ilk ayağa vasat safkanların oluşturduğu bir yarış koyuyorlarsa; sürpriz bitme ihtimali yüksek olur, en kötü ihtimalle plase kazanır, favori çok zor kazanır…

** bir yarış programına çalışırken; öncelikle şansının hiç olmadığını düşündüğünüz isimlerin üstünü kalemle karalayınız... Bu şekilde kafanız karışmaz, git gel yaşamazsınız, daha kararlı olursunuz... Ayrıca çok karışık gibi gördüğünüz program, daha basit gelir gözünüze... Çünkü elediğiniz isimler hâkimiyetinizin altındadır, onlar zaten büyük ihtimalle kazanamayacak, geriye kalanlar arasında çalışmaya devam edebilirsiniz. Fakat bu karalama işlemini yapmanız için iki farklı bülteninizin olması gerekir, birinde karalanmış, diğerinde ise karalanmamış olmalı ki; yarışın gidiş hattından faydalanabilesiniz. Bir atın şansı olmayabilir, ancak yarış içerisindeki rolü size yol gösterecektir…

** Altılınızı kurarken, arda arda iki ayağı tek atmaktan çekinin…

Para verecek sisteme göre; tek attığınız koşudan sonraki yarışta süpriz beklemek için çok at yazabilirsiniz...

Ard arda iki ayağı eğer tek atıyorsanız; ikisi de favori olmasın, o zaman bültenlerin verdiği göz boyamacı altılılardan farkı kalmaz, tutsa bile çok az ikramiye verir...

** yapacağınız altılıda, son ayağı kapatmayı düşünüyorsanız; yaptığınız altılıyı kontrol ediniz, eğer iki tane türkiyenin tekini attıysanız ve bunların kazanacağına inanıyorsanız; son ayağa boşuna çok at yazmayınız, ilk dört atın dışına çıkmaz...

Ancak attığınız tekin biri türkiyenin teki, diğeri de tek atılması zor bir isimse; o zaman son ayağı kapatıp süpriz bekleyebilirsiniz...

**Eğer bir koşuda favoriyi yıktıysanız, yıktığınız atın jokeyine başka bir ayakta şans tanıyınız…

Çünkü favoriyi getiremeyen jokeyler, ummadığınız yerde yarış kazanabilir…

** ayrıca çok at yazdığınız yerde 1 numaralı safkanları yazmanızı öneririm…

En çok sürpriz yapan numaradır… handikap puanı genellikle yüksek olurlar, formsuzda olabilirler, ancak gelme şansları daima vardır… Ayrıca benim en çok yattığım numaradır;)

 

Yorum Yaz