
TAHMİNLERİMİZE ULAŞMAK İÇİN ALTTAKİ LİNKE TIKLAYINIZ;
www.ferhatpusa.com
Genelde konularımız, at yarışlarında olan olumsuzluklardır. Gönül isterdi ki daha farklı olsun, ancak maalesef gerçekler ortada. Yarışsever olmamıza rağmen, yarışsevmeyen durumuna getiren birçok neden var. Ancak yarışlar her gün devam ettiği için çok çabuk unutuyoruz, dönüp arkamıza bakmaya üşenirken; aynı durumlar yine karşımıza çıkıyor...
En sıkça karşılaştığımız durum, jokeylerin insiyatif kullanamaması veya yanlış kullanmasıdır. Düşünün ki Türkiye'de en çok yarış kazanan jokeylerden H.KARATAŞ ile G.KOCAKAYA; yavaş geçen tempodaki yarışlarda, grubun en gerisinde bekleyebiliyorlar. Yani bu iki jokey böyle bir hata yapabiliyorlarsa, diğer jokeylerden hiç bahsetmemek gerek. Özellikle H.KARATAŞ'ı inanılmaz derecede yakınen takip ediyorum, yani her yarışını defalarca izliyorum. Gözlemlerim sonucunda, H.KARATAŞ zorlu programlarda veya süprizle sonuçlanmış birkaç koşudan sonra yarış kazanamıyor. Bu bahsettiğim hatalar böyle durumlarda gerçekleşiyor. Ancak diyelim ki ilk ayakta favori bir at geldi, altılının yüksek ikramiye vermesi mümkün değil, o zaman şov yapıyor ve kesinlikle hatalı at sürmüyor.. Neyse bunlar ince konular...
Hatalı sürüşlere genel olarak tekrar döndüğümüzde, bu konuda kendimi çok yanlız hissediyorum. Çünkü kolay kolay jokey hatalarını gündeme taşıyanı görmüyorum. Bu görüşümü özel olarak, yetkili kişilerle paylaşsam; biliyorum ki anlamayacaklar veya anlamak istemeyeceklerdir. Benim açımdan değil de, başka bir açıdan bakacaklar... Yarışseverlerin çoğunluğu bahsettiğim durumunun ne olduğunu bile bilmiyor zaten. Oysa ki yarıştan sonra, ''bak bu atın galobu böyleymiş, bundan dolayı kazanmış... bak bu atın şu yarışındaki derece şöyleymiş, bundan dolayı kazanmış...'' bu gibi birçok sözler kullanır yarışseverler... Maalesef gerçeği bilmiyorlar. Genelde yarışlar aynı şartlarda her koşulduğunda, farklı sonuçlar oluşur. Bu da yarışın galopla, dereceyle bitecek kadar kolay olmadığını gösterir...
Bu dert yandığım konu değişecek gibi görünmüyor. Yüzde yüz kazanabilecek bir at, sırf yanlış yerde yarışı takip ettirildiği için kaybedecek ve ben dahil herkez hazmetmeye devam edecek. Hiçbir zaman, '' sen usta jokey değil misin, sen nasıl atı orada götürürsün? '' diyemeyeceğiz... Çünkü bu yol bize şu mesajı veriyor; '' kardeşim sen de herkes gibi programa çalışsana. Galopları, dereceleri, orijinleri, jokey isimlerini, antrenör isimlerini, at sahibi isimlerini, kulvar numaralarını, sıkletlerini, aksesuarlarını, hangi pistte koşacağını, hangi mesafede yarışacağını belirten bültenler çıkarmışız. Yetmezse, otorite görüşlerimize bak. Karışma yarışın gidiş hattına, taktiğine. ''
Gerçekten üzülmemek elde değil. Dile getirmediğim onlarca faktörü de göz önünde bulundurduktan sonra, her koşuyu gözümde defalarca canlandırıyorum. Yarışı defalarca koşturuyorum. Kim kimden daha iyi çıkış yapacak, kim bariyeri tutacak, kim dış kulvardan daima dolanacak. Hangi at temposunu ne zaman ve nerede yükseltecek, hangi at temposunu ne zaman ve nerede kaybedecek. Hangi jokey neye aldanacak, nasıl bir hata yapabilecek gibi birçok soruyu kendime sorup, cevaplandırmaya çalışıyorum... Sonra ne oluyor? FOREVER gibi bir at, arap atı temposuyla giden bir yarışta, çok iyi bir çıkış yapmasına rağmen, jokeyi G.KOCAKAYA tarafından çekiliyor çekiliyor ve en geriye getiriliyor. Üstelik grubun da birkaç boy gerisinde bekletiliyor... Şimdi biz hakkımızı nasıl savunacağız? Veya niye bizim bir hakkımız yok? Hakkı olmayanın olmadığı bir dünyada, biz neredeyiz? Bu olaylar daima oluyor olmasına ama halen bu tür sorunların adil bir hale getirilmesi için bir sistem oluşturulmadı, üstelik hiçkimse tarafından düşünülmüyor bile. Oysa jokeyler de tıpkı atlar gibi puan alabilse, bunun doğrultusunda neler değişir neler...
Gelelim meşhur komiserler kurulumuza. Komedi dükkanı sanki, her geçen gün farklı bir yanlış kararla adlarını zikreder olduk. Bakıyoruz, ata faul var ama protesto reddediliyor. Bakıyoruz, ata faul yok ama protesto kabul ediliyor. Bu konuda bu aralar en popüler AKDUMAN oldu, faul yaptığı gerekçesiyle birinciliği alındı. Aynı şekilde yine yarıştı ama bu defa birinciliği elinden alınmadı. Bu nasıl tutarsızlıktır diye şaşırmıyorum bile, bu komiserler kurulu 24 Ocak 2008 tarihinde AYBENİZ isimli safkana yapılan faulu bile kabul etmemiştir Bu yarışın raporu şu şekildedir;
7. Koşu sonunda 2 numaralı AYBENİZ isimli atın antrenörünün protestosu reddedilmiştir. 2 numarada kayıtlı AYBENİZ atın jokeyi Ali Alpagut; son 100 metrede kamçısıyla kendi atının performansını olumsuz etkileyerek usulsüz kulvar değiştirdiğinden, 5091 sayılı yasanın 4/a-b, 1. maddesi gereği İHTAR ve 177 TL para cezası ile cezalandırılmıştır. 1numarada kayıtlı GÖZDESOY isimli atın jokeyi O.Şevket İrtiş; son 100 metrede finişe yakın alanda atına hakim olamayarak usulsüz kulvar değiştirmek suretiyle yarış usul ve nizamına aykırı hareket ettiğinden ve protestoya neden olduğundan, 5091 sayılı yasanın 4/b-1, c, d maddeleri gereği 7 gün suretiyle tribün ve eklentileri dışında yarışlarla ilgili yer ve tesislere girmekten ve sanat icrasından men, ayrıca 177 TL par cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bu yarışın görüntülerini gözleri yüksek derece miyop olan bir insana bile izletsek; '' tereddüt edilecek bir şey yok '' der. Eski paraya göre 56 milyar vermişti bu altılı ve sırf bu karardan dolayı beşte kalan kuponu (ağabeyimin) blogda yayınlamıştım. Sadece benim için önemli değil, birçok yarışsever mağdur olmadı mı? Bu karar mahkemelere kadar taşındı, davalar açıldı, hangi yetkili istifa etti? - Hiçbiri. Hepsi görevlerine devam ediyor, sorsak hepsinin vicdanları rahattır! Ancak bu yarışı izleyen hiç kimse onlarla aynı fikirde değil, bu da ayrı mesele...
Bunun gibi kanayan yaralarımız çok var. Bir başka örnek de; atın biri çıkıp kazanıyor. Altılımız o attan dolayı beşte kalıyor, sonra öğreniyoruz ki; o atta doping varmış. Çoğundan haberimiz de olmuyor. İkramiyeler alınıyor, sahip değiştiriyor, cezalar yağıyor... Peki yarışsever? Yarışsever bu olayın hangi kısmında? - Yarışsever bu olayın mağdur kısmında. Ne teselli ikramiyesi, ne de başka bir şey... Bu tür konulara çare gelmezse, mağdur olmaya her zaman devam edeceğiz...
Şu sıralar Süper Altılı'yı savunma mekanizması da çalışmış durumda.
Hiçbir konuda muhalefet olmak için konuşmam, ancak düşündüğümü de aktarmaktan çekinmem.
Camia içerisinde en sevdiğim ve en çok saygı duyduğum insanların başında gelen, sevgili Atahan Abi bazı istatistiksel veriler sunmuş.
Kendi değerlendirmelerini de, kendi doğruları içerisinde paylaşmış.
Ne yazık ki ben çok farklı düşünüyorum.
Altılı ganyanın daha yüksek ikramiye vermesi elbette güzel bir şey, ancak az at yazıp da; kuponumuzun yatma ihtimalinin yükselmesi de bir o kadar kötü bir
durum. Süper Altılı günlerinde tevzie tabi miktarında çok az da olsa bir artış olduğu aşikar, ancak bunun sebebi; ''altılı daha çok ikramiye verecek, hadi
oynayalım'' demek ile alakası yoktur. İnsanların at kısmakta zorlanıp, mecburen bütçelerini aşmasıyla alakalıdır...
Düşünün ki bir yarışsever, her hangi bir koşuda 4 at yazmak zorundayken; sırf Süper Altılı diye bunun yarıya indirmiyor ve 3 at yazıyor. İşte bu fazladan yazılan 1
attan dolayı tevzi de yükseliş oluyor. Zaten herkes oynadığı kuponun aynısını Süper Altılı günü de oynasa, tevzi 2 Trilyon olurdu...
Bir başka bakış açıyla baktığımızda, Elazığ tevzisini değerlendirmek gerekir. Birim fiyatı 3kuruş ve tevzii 900.000'e yaklaşıyor, bu da nerdeyse rekordur...
Eğer Elazığ'da birim fiyatı 5 kuruş olsaydı; tevzii 1.600.000 lira mı olurdu? veya 900.000 lira olarak mı kalırdı?
İkisi de olamazdı, tevzii çok aşağılara inerdi...
Yarışseverler isimlerini bile bilmedikleri atlara, sırf 3 kuruş birim fiyatı diye bu kadar ilgi gösterirken; diğer hipodromlardaki yarışlara ne denli ilgi gösterir, çok net
ortada. Bence diğer illerde de birim fiyatı 3 kuruş olsa, tevzi miktarı 1.500.000 liranın aşağısına inmezdi...
Tüm bunlarda haklı mı, yoksa haksız mı olduğumu daha net anlamanız için çok kısa bir istatistiki bilgi vermek istiyorum;
18 Temmuz Cumartesi İzmir Gece yarışlarında tevzie tabi miktar; 878.070 TL
20 Temmuz Pazartesi Elazığ yarışlarında tevzie tabi miktar; 894.859 TL
Sanırım yukarıda gördüğünüz iki farklı tevzi miktarı, aklı başında olan her insana çok şeyi ifade ediyor.
Saygılarımla...
|
• 2009-07-28 00:33:45 - ankara reçetesi
12
10
3,7
5,10,11
12,3,2,7,11,20,21
bol şanslar